Şekerli gıda kanser yapar mı?

Şekerli gıda – kanser ilişkisi hiç bir araştırmada Gösterilmemiştir.

Bugün kabul edilen görüş şişmanlık ile kanser arasında ilişki olabileceğidir .

Eğer bu söylem doğru olsaydı bütün şeker hastaları KANSERE yakalanırdı .

Bugün , bu konuda insanların kafasını karıştıran kişiler (isimlerinin önünde prof da bulunabilir) tamamıyla hayal mahsulü kendi çarpık fikirlerini konuşan hasta kişiliklerdir .

Neden?

Bir kanser hücresinin içinde (küçücük bir tek hücrede) 1.200 protein sinyali var ( o da bugün için bilininen).

Bu şu demek oluyor: ŞEKER in yada başka bir “maddenin” (bu zerdeçal da olabilir, ıspanak da, mantar da, kırmızı et de, tavuk vb…… istediğiniz kadar uzatabilirsiniz)

Zararlı etki gösterebilmesi için bir sürü kontrol noktalarından geçmesi gerekiyor, yani en azından 10-20 kontrol noktasının olayı görmemesi gerekiyor.

Organizmamız çok muhteşem yaratılmış, bir tek yanlış ile Kolay BOZULACAK bir yapı kesinlikle değil.

Zaten kanser veya hastalıklar pek çok faktörün bir araya gelmesiyle oluşuyor.

Vücudumuz da ruhumuz da bakım istiyor. Hatalı davranışlar (bir ömür boyu tekrar edilen, bazen daha kısa sürede) örneğin:

Dengesiz beslenme, tek düze beslenme, spor yapmama, iş te ,evde ,okulda karşılaşılan sosyal travma niteliğindeki DEVAMLI stresler , üzüntüler ve bilemediğimiz bir çok neden ve tabi ki aileden gelen özellikler (genetik)

Bir şeyleri bozuyor, çoğu kez bu bozukluklar tamir ediliyor, arada bozulmalar kanser gibi

Hastalıklara yol açıyor.

Bunu biliyor musunuz? : Her sağlıklı bireyde saatte 50.000 kanser hücresi oluşmakta mükemmel işleyişiyle vücudumuz onları yok etmekte.

Ohalde sihirli yöntem: sağlıklı-dengeli beslenme ( her vücut için farklılıklar gösterebilir-herkes için aynı reçete faydalı olmadığı gibi)

Vücudumuza iyi bakmak (fit olamak-ruhsal yönden çok güçlü : ÇOK GENİŞ KAVRAM) ,

Çok önemli. Bu sürecin anne karnından itibaren sağlanması gerektiğini unutmamak gerekir. 50 sinden sonra sağlıklı yaşam diye bir kavram olmamalı.

Ancak ümitsiz olmayalım,  çok mükemmel olan vücudumuzun “set up” lar yapabildiğini, kendini yenileyebildiğini de unutmayalım.

30 yıllık meslek hayatımda edindiğim tecrubeler bozulmaların  (KANSER OLUŞUMU gibi) uzun süreli tekrarlanan yanlışlıklardan (bazı vücutları için SİGARA, kariyer hayatındaki DERİN İZ BIRAKAN ZTRESLER gibi) , veya kısa süreli yüksek völümlü duygusal travmalardan (çok sevdiği kimsenin ÖLÜMÜ, HASTALIĞI gibi) kaynaklandığını

Düşünmekteyim.

ŞEKER konusuna bu bağlamda dönersek: Her ne olursa olsun beden ve ruh sağlığımızı “kalıcı bozmak” UZUN SÜRELİ YANLIŞLIKLARLA mümkün , şekerin de (kahve vb) yanlış kullanılmadığı takdirde hiç bir zararı yoktur. İnsanlarımızı

YANLIŞ bilgilendiren bu tip kişi ve yazıların oluşturduğu herşeyden nem kapan, her şeye şüpheyle bakmaya yönlendiren PSİKOPATİK yaklaşımlar DAHA BÜYÜK ZARAR VERMEKTEDİR.

EŞ DOST ve HASTALARIMA tavsiyem sağlık programı ve internette aykırı söylem içinde olanlardan UZAK kalmaları. SANSASYONEL söylemler (şeker, tavuk, vitamin, zerdeçal…, mantar, q enzim ve benzerleri) bilimsel toplantılarda yer almıyor,

ARAŞTIRMAYA dayalı olmadığı için. Yoksa bilim camiasının KANITA dayalı verileri kabul etmemesi mümkün mü?

Ancak ben moda-trend lere uyarım diyorsanız “moda” olarak uyabilirsiniz; akıl ve ruh sağlığınızı bozmadan!